Pages

16 Aralık 2012 Pazar

Kuşandık Sarı Laciyi.




"Kuşandık Sarı Laciyi
Saraçoğlu yokuşlarında
Siyah Çoraplılardan doğan bu sevda 
büyüyor omuzlarımızda..."

***

Sabah uyandığımdan beri dilimden düşmüyor, marşımız...
Deplasman hakkımız gasp edildiği için tribün yerine avaz avaz evde söylemek zorunda kalıyorum.
Ne zaman bu hale geldi futbol keyfimiz.

Bir ara gözlerimi kapatıp hatırladığım ilk derbiyi düşünüyorum. Bir çoğunuz inanmayacaksınız ama hatırladığım ilk derbi 1988-1989 Türkiye Kupası maçı; hani 3 avans verdikten sonra 4 atıp yendiğimiz maç.
O günü her düşünüşümde tekrar mutlu oluyorum; o anları tekrar yaşıyorum.
Benim bu denli Fenerbahçe'ye bağlı olmamda  büyük emekleri olan insanlardan birisi amcam Adem Turgut'tur. O gün amcam maçı evde arkadaşı Arif abi ile beraber izliyor, ben de onların yanındayım. Daha doğrusu onlar izliyor, ben elimdeki su tabancasıyla ortalıkta koşturuyordum.
Galatasaray gol atıyor Arif  abiye kanepe yetmiyordu sevinç naraları atarken nereye oturacağını şaşırmıştı. Neredeyse herkesin Fenerbahçeli olduğu bir evde yani deplasmandaydı; ona rağmen keyfine değecek yoktu; Tabi o dakikalarda.

Ben her Galatasaray golünden sonra koşarak amcama:
-Amcaaa biz bunları yeneriz di mi? diye sorarken amcam hem beni kırmamak hem de Fenerbahçesine sahip çıkmak için gür bir sesle :
-Yeneriz adamım, diyordu..
Biz bu şekilde konuşurken -skor üstünlüğünün verdiği sevinç ve pişkinlikle- Arif abi arkadan "Hı hıı! Yenersiniz koçum, üzülme sen" diye benimle dalga geçiyordu.
Beş yaşındaki çocukla dalga mı geçilir, Arif abi...
İntikamı korkunç olur...
İkinci yarı başlarken koşup amcama tekrardan "Amca biz bunlara 4 gol atar, yeneriz di mi" diye sorduğumu bugün gibi hatırlıyorum.
İkinci yarı yağmur gibi Galatasaray kalesine golleri yollarken Fenerbahçe, evin içinde Arif abi resmen oturduğu kanepe de kaybolmuştu; ezilmişti, yoktu.
Zaten daha sonra öğrendim, İzmit'ten ayrılıp Kars'a yerleşmişti. "İş için" dediler ama ben hep o günün utancına yordum :))

Daha sonra sokakta futbol oynadığımız dönemler geliyor gözümün önüne.
Mahalle maçı yapardık Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar..
Oğuz, Aykut, Rıdvan, Semih, Müjdat, İsmail, Schumi olurduk, üzerimizdeki triko formalarla.
Yalındı o zaman bizim için derbiler, kolasına maç yapar ama kolaları ortak parayla alırdık senin benim demeden.

Yalındı bizim sevdamız ilk önce dosttuk, arkadaştık ondan sonra Fenerbahçeliydik.
Derbi maçlarından önce mahallenin ortasında buluşur, ilk önce biz yapardık, derbi maçını.
Maçtan sonra iddiaya girer, kol kola evlerimize dönerdik.
Ertesi gün kim galip geldiyse değmeyin keyfine...
Kazananlar, dalga geçmenin dibine vurarak arkadaşını kızdırırdı.

Güzel günlerdi.
Şimdi!..
Şimdi  durum farklı 3 Temmuz sürecinden sonra yaşanılanlar bu yalınlığı ortadan kaldırdı.
Artık maçlardan önce arkadaşlarımızla görüşüp futbol maçları oynamıyor, çocuklar... Aynı evde en zor derbiyi yan yana izleyemiyor, farklı takımların taraftarları.
Maçlardan sonra arayıp birbirimizi kızdırmıyoruz.
En önemlisi biz artık futbol konuşmuyoruz.
Çünkü birileri futbolu kendi çıkarlarına alet etmek istedi. Ve bunun için sevdamız Fenerbahçe'yi kurban etmeye kalktılar.
Elbette izin vermedik. O çirkin emeller kulübümüzün üzerinden gidene kadar artık biz Fenerbahçeli değiliz; Fenerbahçeyiz!
O yüzden deplasman hakkımız gasp edilse de söylemeye devam:
"Kuşandık Sarı Laciyi.."

2 yorum:

  1. Ellerine sağlık abi aynı düşünceleri paylaşıyorum seninle.Eskisi gibi tadı tuzu yok..

    YanıtlaSil
  2. Eyvallah abi, ellerine sağlık.

    YanıtlaSil